Entalpi Proje Mühendislik Teknik Tesisat

Blog

Blog

Endüstriyel Isı Pompaları Genel Anlamda Isı Pompasının İşlevi Nedir?

Genellikle ısı pompalarının yaptığı işlemleri şu şekilde değerlendirebiliriz. Isı pompaları, ısı enerjisini bir ısı kaynağından termal bir depoya aktaran cihaza verilen isimdir. Bu pompalar, soğuk bölgedeki ısıyı vakumlayarak, kendisinden daha sıcak olan bölgeye ulaştırır. Bu sayede termal enerjiyi ısı transferinin ters yönünde ilerletir. Bir ısı pompası, enerjiyi ısı kaynağından ısı emiciye aktarma işini gerçekleştirmek için harici güç kullanır. Bir ısı pompası dört ana unsurdan oluşur. Bunlar:

  • Kondansatör,
  • Genleşme valfi,
  • Evaporatör
  • Kompresör.

Bu bileşenler aracılığıyla dolaştırılan ısı transfer ortamına soğutucu akışkan denir.

  • Isı pompaları, soğutucu olarak bilinen uçucu bir buharlaştıncı ve yoğunlaştırıcı sıvının fiziksel özelliklerinden yararlanır. Isı pompası, soğutulacak tarafı daha sıcak hale getirmek için soğutucuyu sıkıştırır ve ısının emildiği taraftaki basıncı boşaltır.



Isı Pompalarının Özellikler Nelerdir?

  • Isı pompalarının normal dirençli ısıtıcılardan daha verimli olduğu gözlemlenmiştir. Bu sayede enerji tasarrufu yapan bir yapıya sahiptir.
  • Enerji tasarrufu yapabilmesinin temel sebebi ise ihtiyaç duyduğu ısıyı dış kaynaklardan almasıdır.
  • Elektrikle çalışan ısı pompalarında ise ısıtılacak alana aktarılan ısı tüketilen elektriğin üç dört katından daha fazla miktarlara ulaşır.
  • Isı pompalarının çalışma sistemi evlerde kullanılan buzdolaplarıyla hemen hemen aynı şekildedir.
  • Isı pompasında buharlaştırıcıdaki ısıyı vakumlamak için ara akışkan olarak soğutucu akışkan kullanılmaktadır.
  • Soğutucunun yoğunlaştığı yerlerde kondenserde ısı açığa çıkarır.
  • Isı pompalarının bir diğer özelliği ise düşük sıcaklıklarda yerden ısıtma avantajından yararlanmasıdır.

Isı Pompası Nasıl Çalışır?

  • Isı pompaları soğutucu olarak adlandırılan bir likitten yararlanmaktadır. Bu likitin özelliği ise uçucu olması, yoğunlaştırıcı ve buharlaştırıcı olmasıdır. Bu sıvının fiziksel özellikleri sayesinde ısının emildiği tarafta bir basınç boşaltımı gerçekleştirilir. Soğutulması gereken alanın daha sıcak hale gelmesi amacıyla soğutucuyu sıkıştırır.
  • Kompresör vasıtasıyla sıvı, gaz halindeyken basınca maruz bırakılır. Sistem içerisinde gezdirilir.
  • Kompresörün deşarj kısmında sıcak ve oldukça fazla basınca maruz kalmış buhar kondenser kısmında soğutulur.
  • Yoğun bir kıvama getirilen soğutma görevini alan akışkan bu aşamada bir basınç düşürme cihazından geçirilir.
  • Sonrasında düşük basınçlı sıvı soğutucu akışkan başka bir ısı değiştiriciye dahil olur.
  • Son olarak söz konusu soğutucu akışkan kompresöre girer ve ilk aşamada gerçekleşen döngü bu şekilde sürekli olarak tekrarlanır.

    Endüstriyel Isı Pompası Nerelerde Kullanılır?

Endüstriyel ısı pompalarının kullanım alanları oldukça fazladır. Sadece bir cihazın kullanılmasıyla ısıtma ve soğutma ihtiyacını karşılayabilmektedir.

Endüstriyel ısı pompasının kullanım alanlarını şu şekilde maddeleyebiliriz.

  1. Toplu yerleşim alanları (apartmanlar vs.),
  2. Kurumsal hizmet binaları,
  3. Oteller,
  4. Alışveriş merkezleri,
  5. Olimpik yüzme havuzları, (bu alanlarda genellikle ısı dışarıdan temin edilir. Dışarıdan alınan ısı bir iç su deposuna aktarılır. Soğutma uygulamasında ise kaynak içten temin edilmektedir.)
  6. Ağır sanayide ihtiyaç duyulan alanlar.

Bu maddelerdeki gibi alanlarda ısı pompaları kullanılmaktadır. Isı pompalarının avantajı tek bir cihaz sayesinde devasa alanlara hizmet verebilmesidir. Mesela sanayi bölgelerinde sıcak ve soğuk su ihtiyacı olanlara eş zamanlı olarak ihtiyaç duyulan derecelerde su temini sağlayabilmektedir.

Sıcak su, buhar kazanı veya sıcak su depolarından elde edilir. Bu sulara yakıt olarak doğal gaz kömür gibi yakıtlar kullanılır. Kazandan alınan verimin oranı ise oldukça yüksektir.

Soğuk su chiller aracılığıyla sistemden çekilen ısı enerjisi kondenser vasıtasıyla havaya atılır. Bu havaya atılan ısının kullanılmasıyla yakıt tasarrufu sağlanır. Hatta bu noktada eğer su soğutmalı sistem kullanılıyorsa daha üst düzeyde tasarruf sağlanması mümkündür.

  • Hava kaynaklı olarak ısı pompalarını kullanan milyonlarca tesis bulunmaktadır.
  • Endüstriyel ısı pompaları uygulayarak sektördeki enerji tüketimini ve ilgili sera gazı emisyonlarını azaltmak için büyük bir potansiyel vardır. 2015 yılında tamamlanan uluslararası bir iş birliği projesi dünya çapında toplam 39 ar-ge projesi örneği ve 115 vaka çalışması topladı. Toplam 16 çalışma, kısa geri ödeme sürelerinin mümkün olduğunu 2 yıldan az göstermektedir, karbondioksit emisyonlarında yüksek azalma elde edilebilir.

 

  • Isı pompaları bölgesel ısıtma için ısı tedarikçisi olarak da kullanılabilir. Bu tür uygulamalar için olası ısı kaynakları, kanalizasyon suyu, çevre suyu (deniz, göl ve nehir suyu gibi), endüstriyel atık ısı, jeotermal enerji, baca gazı, bölgesel soğutmadan gelen atık ısı ve güneş enerjisi ile ısı depolamadan gelen ısıdır.

 

Isı pompaları söz konusu kullanım alanlarına bakıldığında yüksek derecede tasarruf sağlayabilen ve verimli sonuçlar doğurabilen, ayrıca binlerce tesiste kullanılabilen bir yapıya sahiptir.

Blog

Yangın Nedir, Yangının Sınıfları Nelerdir?

İnsan yaşamını olumsuz etkileyen doğal afetler, insanların can, mal kayıplarına neden olan durumlardır. Bu anlamda yangının, doğal afet başlığı altında değerlendirilmesi tartışmalı bir konudur. Yangınlara zamanında müdahale edilmediği taktirde çok büyük felaketler meydana gelmektedir. Bu sebeple her yangına zamanında etkili müdahaleler gerekmektedir.

Yangın nedir?

Yangın nedir? Sorusunun cevabı ise yanıcı maddelerin oksijen veya herhangi bir ısı kaynağıyla etkileşime girmesi sonucunda düzensiz bir şekilde yanmanın meydana geldiği olayın adıdır, şeklinde cevap vermek mümkündür.

Yangınlar Oluşma Şekilleri Nelerdir?

Genellikle insanların bilinçsiz bir şekilde davranarak doğayı kirletmesi veya herhangi bir alanda ateş yakıldıktan sonra ateşin söndürülmeden bırakılması gibi dikkatsizlikten kaynaklanan olaylar sonucunda yangın meydana gelebilmektedir. Bu durumların yanı sıra elektrik kaçaklarından ve açık unutulan mutfak ocaklarından da yangına sebep olabilecek durumlar meydana gelebilir.

Yangının Sınıfları Nelerdir?

Yangınlar genel bir sınıflandırmaya tabi tutularak beş ana maddede sınıflandırılmaktadır.

  1. A Sınıfı Yangın,
  2. B Sınıfı Yangın,
  3. C Sınıfı Yangın,
  4. D Sınıfı Yangın,
  5. F Sınıfı Yangın.

 

  • Birinci maddede bulunan A sınıfı yangınlar kor biçimde yanan ve doğal yapıda bulunan katı ve sert maddelerin yanmasıyla meydana gelen yangınlardır. Mesela bir tarlada bulunan otların yanması, bir alanda tutulan odunların yanması, tekstil fabrikalarında rastlanılan kumaş yangınları veya kağıt yangınları gibi yangınlar A sınıfı yangın maddesi altında değerlendirilmektedir.
  • Benzin, mazot, tiner, katran, alkol, mum gibi sıvılığıyla öne çıkan maddelerin meydana getirdiği yangınlar ise B sınıfı yangınlar başlığında incelenmektedir.
  • C kısmında bulunan yangın türleri ise yanıcı gazlardan kaynaklı olarak meydana gelen yangınlardır. Mesela LPG, metan, bütan, propan gibi yanıcı gazlardan dolayı ortaya çıkan yangınlar bu başlıkta toplanır.
  • D sınıfı yangınlar metal kaynaklı yangınlardır. Bu sınıfta Uranyum, Çinko, Potasyum, Lityum, Kalsiyum, gibi metallerin yanmasıyla oluşan felaketler değerlendirilir.
  • Hayvansal veya bitkisel yağların pişirme esnasında kullanılırken dikkatsizlikten veya bilinçsizlikten dolayı meydana gelen yangınlar F sınıfı yangınları oluşturmaktadır.

Yangınların sınıflandırmaları konunun uzmanları tarafından söz konusu beş maddede incelenmektedir. Şimdi de yangınları söndürme yöntemlerinden bahsedeceğiz. Bu konuda yangın toplarının önemine ve kullanım alanlarına değineceğiz.

Yangın Söndürmede Kullanılan Yangın Topu

Yangın söndürmenin birçok yöntemi bulunmaktadır. Yangın söndürürken dikkat edilmesi gereken en önemli konu söndürme işleminin hızlı ve pratik olmasıdır. Tam olarak bu iki özelliğe sahip olan yangın söndürmelerde oldukça etkili ve pratik olan araç ise yangın toplarıdır.

Yangın Topu Nedir?

Yangın topları yangınlarla mücadele etme konusunda üst düzey sonuçlar veren pratik bir araçtır. Alevle temas ettikten sonra 3-5 saniye içerisinde devreye girerek yangının yayılmasını engelleyip söndürmektedir.

Yangın Topunun Avantajları Nelerdir?

Yangın topları kullanım açısından oldukça pratik bir yapıya sahiptir. Bu sayede yangına başka bir müdahaleye gerek kalmaz ve topun patlamasıyla yangının sönmesi sağlanır. Yangın topunun avantajlarını şu şekilde maddeleyebiliriz:

  • Öncelikle yangın söndürme cihazlarının taşınabilir olması acil durumlar için oldukça önemlidir. Bu topların ağırlıkları son derece az olmasından dolayı bir yerden başka bir yere taşınabilmesi mümkündür.
  • Alevle temas ettikten sonra 3-5 saniye içerisinde patlayarak yangına anında müdahale edilmesini sağlar.
  • Mono Amonyum Fosfattan oluşan malzeme içeriği, diğer klasik Abc kuru kimyevi tozlu söndürücülere kıyasla, daha küçük partiküllerden oluştuğundan çok daha kolay temizlenebilir özelliktedir.
  • Açık alanlarda da kullanılabilir. Bu sayede yangının biran önce söndürülmesi sağlanır.
  • Beş yıllık bir kullanım ömrüne sahiptir.
  • Patladıktan sonra etrafa saçılan kalıntılarının temizlenmesi oldukça kolaydır.
  • Basınç kuvveti kullanmaz.
  • Yanmanın meydana geldiği alanlarda herhangi bir parlama meydana gelmez.

Yangın Topu Nerelerde Kullanılabilir?

Yangın topu taşınması kolay olduğundan dolayı hemen hemen her alanda kullanılması mümkün olan bir araçtır. Yangın topunun kullanım alanları ise şu şekilde listenebilir:

  • Apartmanların binaların bulunduğu yerleşim alanları,
  • Büyük alanlara sahip olan alışveriş merkezleri,
  • Birçok elektrikli cihazı barındıran hastahaneler,
  • Okullar,
  • İçerisinde üretimin gerçekleştiği ve günümüzde maalesef birçok yangınların meydana geldiği fabrikalar,
  • Birçok ürünlerin muhafazasının sağlandığı depolar,
  • Elektrik devrelerinin bulunduğu panolar,
  • Apartmanlarda okullarda ve birçok resmi kurum binalarında bulunan kazan daireleri.

Söz konusu yerlerde yangın toplarının kullanılması durumunda yangın büyümeden söndürülebilmektedir. Yangın topları kullanılan alanlarda oluşabilecek tahribatlar minimum düzeye indirilir.

 

 

Blog

Isıtma Soğutma Sistemlerinde Kullanılan İzolasyon Sistemleri

Isıtma ve Soğutma Sistemlerinde İzolasyon

Isıtma ve soğutma sistemleri insanların yüzyıllardır kullandıkları iklimlendirme sistemleridir. Bu sistemler sayesinde insanlar en temel ihtiyaçlarımı giderebilmekte ve hayatlarını devam ettirebilmektedir. Özellikle enerji kaynaklarının yoğun bir biçimde kullanılmaya başlanması ile birlikte ısınma ve soğuma faaliyetleri de hız kazanmış ve daha aktif bir biçimde yürütülmeye başlanmıştır.

Isınma ve serinleme ihtiyacı artan dünya nüfusu ile birlikte her geçen gün daha da artan ve önem kazanan bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla bu ihtiyacın karşılanması için çeşitli çözümler üretilmesi oldukça olağandır. Ancak rekabetin zirve yaptığı günümüzde bu çözümlerin yalnızca yeterli olması yetmemekte, aynı zamanda verimli ve maliyetsiz olması gerekmektedir. Bu kapsamda son yıllarda hem ısıtma hem de soğutma sistemlerinin kullanılmasında en verimli ve en düşük maliyetli çözümler aranmaktadır. Verimi ve düşük maliyeti sağlayan yalnızca bir ısıtma ve soğutma sistemi değil, aynı zamanda bu sistemlerin kullanılmasında etkin olan izolasyon, mantolama ve diğer koruma yöntemleri de karşımıza çıkmaktadır.

Isıtma ve soğutma istemlerinde özellikle izolasyon faaliyeti yürütülmesi oldukça önemlidir. Bilindiği üzere ısıtma ve Soğutma sistemlerinin kullanıldığı tesisatların veya boruların içerisinde taşımakta olan akışkanın korunması oldukça önemlidir. Özellikle sistemlerin bünyesinde taşınan akışkanın dış ortamdan kaynaklanan sıcaklık değişimlerinden etkilenmesi önlenmekte ve ısı artışı-ısı kaybı yaşanmaması sağlanmaktadır. Bu noktada ilgili sıcaklık seviyesinin belirlenen düzeyde tutulabilmesi hedefi ile ve sistemin düzgün bir biçimde çalışmaya devam etmesi amacıyla ilgili ekipmanlarda ve alanda gerekli izolasyon çalışmasının yapılması gerekmektedir.

Isıtma veya soğutma sistemlerinde sistem bünyesinde bulunan aygıtlar için faaliyet süresini alt seviyede tutmak oldukça önemlidir. Zira bu sayede hem daha az enerji kullanımını sağlanabilmekte hem de ısınma veya serinleme sonucunda ortaya çıkan enerji kayıpları azaltılabilmektedir. İzolasyon sayesinde enerji kullanımını azaltılırken sistemin daha verimli ve sorunsuz çalışması sağlanabilmektedir.

Isıtma ve soğutma sistemlerindeki izolasyon; boru veya hat tesisatlarının izole edilmesi ya da sistem elemanları olarak karşımıza çıkan aygıtlarda levha izolasyon kullanılması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Bilindiği üzere verimliliği arttıran ve maliyetleri minimuma düşüren izolasyon, her bir sistemde ve aygıtta farklı türlerde gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla kullanacak olan sisteme en uygun ve en maliyeti düşük izolasyonu gerçekleştirmek için alanında uzman kişi ve kurumlardan hizmet alınması tavsiye edilmektedir. Aksi takdirde fazla maliyetli ya da etkisiz bir izolasyon kullanılabilmekte ve verimlilik oldukça düşebilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için ısıtma ve soğutma sistemlerinde izolasyon çözümleri sunan uzmanlardan destek alınması oldukça önemlidir.

Isıtma sistemlerinde izolasyon genellikle strafor aracılığıyla gerçekleştirilirken soğutma sistemlerinde hem poliüretan köpük hem de strafor kullanılmaktadır. Soğutma sistemlerinde strafor kullanıldığında hem bu straforu destekleme hem de nem birikimini engelleme amacıyla şişirilmiş mantar ya da ahşap talaşlı sıkışmış levhalar da destek elemanı olarak kullanılabilmektedir.  Yalıtım amacıyla daha çok duvar, çatı, bina ve döşeme uygulamalarında kullanılmakta olan straforun en avantajlı yanları ise kolay uygulanabilir olması ve ucuz olmasıdır.  Özellikle ticarethane tipi soğutucu üretilen alanlarda uygulama kolaylığından dolayı vitrin tipi buzdolaplarının üretiminde sıklıkla strafor kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca straforun izolasyon amacının yanında süsleme ve dekorasyon amaçlı kullanılması da oldukça mümkündür. Bu da straforu aynı anda hem şık ve hem de verimli kullanılan bir izolasyon malzemesi haline getirmektedir.

Son zamanlarda popülaritesi artan bir başka izolasyon ürünü ise poliüretan olarak adlandırılan yalıtım materyalidir. Poliüretan köpükler ya da poliüretan temelli ürünler, iki ana malzemeden oluşmaktadır. Bu iki ana malzeme ise kimyasal reaksiyon sağlayan katalizler ve kabararak büyümelerini sağlayan kimyasal katkılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu materyaller kimyasal reaksiyon bittiğinde bulundukları alanda köpükleri yükselerek büyümeye ve genleşmeye başlamaktadır. Bir müddet sonra duran bu yükselme hareketinden sonra ise bulundukları kabı etraflıca saran bu ürünler sert ve dolgu halinde katılaşması özellikleri sayesinde ev tipi soğutucu ünitelerde hem yalıtım hem de iskelet amacıyla kullanılabilmektedir.

İzolasyon Sistemlerinin Kullanılmasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

İzolasyon sistemleri her ne kadar verimli sistemler olsalar da dikkatli kullanılmadıklarında hiçbir fayda sağlayamayacak sistemlerdir. Bu nedenle bu sistemlerin kurulumunda ve kullanımında dikkat edilmesi gereken birkaç husus mevcuttur. Bunlardan ilki yalıtımda kullanılan materyalin tercihinde mutlaka kapalı gözenekli ürünler tercih edilmeli ve mineral yün gibi açık gözeneklere sahip ürünlerden kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca izolasyon uygulanan sistemdeki tüm armatürlerin yalıtımının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

İzolasyon sistemlerinin kullanılmasında dikkat edilecek bir diğer husus gözenekli ürünler ile yalıtım gerçekleştiriliyorsa bu durumda buhar kesici ile ilgili ürünün kaplanması tavsiye edilmektedir. Aksi takdirde meydana gelebilecek yırtılmalar ve delinmeler daha büyük tahribatlara yol açabilmektedir. Yine bir diğer önemli husus, yalıtım gerçekleştirilen boruların hava ile temasının kesilmesi gereklidir. Bu sistemlerde yalıtım malzemelerinin ek yerleri özel yapım yapıştırıcılar ile birleştirmeli ve bu ek yerleri bantlanarak kapatılmalıdır. Yine izolasyon gerçekleştirilen alanda çelik boru ve tanklar mevcutsa ilgili yüzeylerdeki pasların giderilmesi ve anti korozif boya uygulanması gerekmektedir. Bu boyanın uygulamasından sonra iki ila dört gün beklenmesi tavsiye edilmektedir.

İlgili yalıtım süreci tamamlandıktan sonra şayet iç ortamda ise yağlı boya ile, dış ortamda ise UV ışınlarına dayanıklı boya ile kaplama yapılması oldukça önemlidir. Ayrıca yalıtım sisteminin üzeri metal ceketler ile örtülecekse bu işlemde kullanılan metal birleştirme vidalarının yalıtımı delmeyecek derecede boşlukla yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu boşluğun en önemli sebebi sıcak ve nemli ortamlarda gerçekleşebilecek olan yoğuşmaya önlem oluşturmaktır. İzolasyon sürecinde birden çok boru hattının yan yana bulunduğu alanlarda yeterli hava sirkülasyonunun sağlanabilmesi amacıyla izolasyon sonrası en az ilgili boruların çapı kadar boşlukların bırakılması gerekmektedir. Yine ilgili sistemlerde kullanılan yalıtım bantlarının da gerdirilmeden uygulanması gerekmektedir. Son olarak ise bu izolasyon süreci ilgili sistemler çalışırken değil ortam sıcaklığındayken yürütülmesi gereken bir süreçtir. Ayrıca izolasyon çalışması yapıldıktan sonra sistemi yeniden başlatmak için en az 36 saat beklenmesi gerekmektedir.

Blog

Isıtma Sistemlerinde Kullanılan Kolektör Çeşitleri

Isıtma Sistemlerinde Kolektörler

Isıtma sistemleri uzun zamandır kullanılan ve insanların günlük hayatına devam etmesini sağlayan en temel sistemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçok farklı türü olan ısıtma sistemleri özellikle son 100 yılda verimli ve etkili bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. Isıtma sistemleri arasında en verimli ve en düşük maliyetli tercihlerden biri olarak yerden ısıtma sistemleri karşımıza çıkmaktadır. Yerden ısıtma sistemleri su veya elektrik aracılığıyla zeminin altından ısınma sağlayan sistemlerdir. Yerden ısıtma sistemleri hemen hemen her yapıda uygulanabilen ve diğer ısıtma sistemleri ile birlikte de kullanılabilen sistemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada oldukça kullanışlı ve geniş kullanım alanına sahip bir ısıtma tercihi olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Yerden ısıtma sistemleri kullanılırken ortaya çıkan en büyük avantaj ise enerji tasarrufu yüksek sistemler olmasıdır. Zemin döşemesinin altına yerleştirilen yerden ısıtma sistemleri sayesinde tüm zeminde ve odada homojen bir ısınma sağlanabilmektedir. Ayrıca bu sayede ısı farklılıkları ortaya çıkmamakta ve ısı kaybı yaşanmamaktadır. Bu kapsamda yerden ısıtma sistemleri oldukça verimli ve çevre dostu sistemlerdir.

Yerden ısıtma sistemlerinin kullanılmasında iyi ekipman ve materyal seçimi oldukça önemlidir. Bu sistemler uzun zaman kullanılma amacıyla kurulan sistemlerdir. Dolayısıyla bu sistemlerde kullanılan her bir ara elemanın kaliteli ve dayanaklı ürünler olması gerekmektedir. İşte bu ara elemanlardan biri olan kolektörler, ısıtma sistemlerindeki dağıtım elemanı olarak bilinmektedir. Kolektörler küçük kesitlere sahip birkaç borudan gelmekte olan sıvının toplandığı boru ya da bu boruların bağlandığı ana borudur. Kolektörlerde büyük çapa sahip bir giriş ve küçük çapa sahip çok sayıda çıkış ile devri daim sağlamaktadır. Bu kolektörlerde bir tane büyük kolon çıkılmakta ve buradan yatay düzlemde birçok sayıda alana ve bölgeye dağıtım yapılmaktadır. Bu yolla birçok kolon yüzünden fazlaca betonun delinmesi de önlenmektedir. Yani sonuç olarak kolektör dediğimiz yerden ısıtma sistemleri elemanı bir tesisat olup çeşitli bölgelere ayrılmaktadır.

Yukarıda da denildiği üzere kolektörlerin üstünde hem gidiş hem dönüş boruları yer almaktadır. Bu kolektör tesisatının boruların güzergahı da göz önüne alınarak en uygun ve kontrolü en kolay olacak noktaya yerleştirilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda bu kolektörler korunaklı bir alanda bulunmalı ve su, rüzgâr ve darbe gibi dış etkenlerden korunmalıdır. Yine bu kolektörler 3/4, 1, 11/4 ve 11/2 inç çaplarında üretilmekte ve iki çıkıştan on beş çıkışa varan çıkış sistemleri ile donatılmaktadır. Bu kolektörlerde her iki yönden de içten dişli şekilde üretim yapılabildiği gibi bir taraf içten bir taraf dıştan dişli ya da her iki yönden de dıştan dişli olarak üretim gerçekleştirilebilmektedir. Bu noktada sistemin organize edilmesi, ihtiyaç duyulan çıkış sayısına, ortamın özelliklerine ve bütçeye göre belirlenmektedir.

Genel olarak kolektörlerin amaçları aynı olsa da çalışma prensipleri ve türleri açısından üç farklı kolektör türü mevcuttur. Bunlar açma kapama vanalı kolektörler, reglajlı (ön ayarlı) kolektörler ve reglajlı (ön ayarlı) debimetreli kolektörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Her bir türün kendi içerisinde farklı özellikleri mevcut olup bu özelliklere göre fiyatları da değişiklik gösterebilmektedir.

Kolektör Türleri

Açma Kapama Vanalı Kolektörler

İlk kolektör türü olan açma kapama kolektörler genellikle yerden ısıtma sistemleri kurulumunda başvurulan en hesaplı ve en maliyetsiz kolektör çözümleridir. Özellikle bütçe tasarrufu hedeflenen projelerde kullanılan bu kolektör türünde boru hatlarıyla ilgili olarak hiçbir ön ayar ya da diğer adıyla reglaj yapılmamaktadır. Bu türdeki vanalı kolektörler genel olarak 16 mm olarak kullanılmakta olsa da bazı durumlarda 17 mm olarak da kullanılabilmektedir. Bu tamamen ihtiyaca bağlı olarak ortaya çıkan bir durum olup özel sipariş olarak 17 mm olarak üretilebilmektedir.

Açma kapama vanalı kolektörler rekorlu mini vana, kolektör tapası ve purjör musluğu kolektör kelepçesi elemanlarından oluşmaktadır. Bu kolektör türünde purjör musluğu haricen satılmakta olup ihtiyaca göre alınabilmektedir. Açma kapama vanalı kolektörlerin tesisatında gidiş hattı olan sıcak hat üstünde kırmızı renkte ve volanlı mini vanalar kullanılmakta iken dönüş hattında mavi renkte ve yine volanlı mini vanalar kullanılmaktadır. Gerek bu kolektör türünde gerekse diğer tüm kolektör çeşitlerinde kolektör tesisatının merkezi bir alanda konumlandırılması oldukça önem arz etmektedir.

Reglajlı (Ön Ayarlı) Kolektörler

İkinci kolektör türü olan reglajlı (ön ayarlı) kolektörler otomasyona uygun olarak üretilmektedir. Bu kolektör türü ortamdaki ısının homojen bir biçimde dağıtılması amacıyla kullanılmaktadır. Bu sistemlerin kullanılmasında gerçekleştirilecek olan bir kolektör reglaj ayarı ile kolektöre en uzak ve en yakın noktalardaki ısının dengeli ve eşit miktarlarda olmaz sağlanabilmektedir. Bu sayede boru hatları üzerinde oluşan direnç farklılıkları da ortadan kaldırılmaktadır.

Reglajlı (ön ayarlı) kolektörlerin kullanıldığı yerden ısıtma sistemlerinde boru hatları farklı uzunluklarda döşenebilmektedir. Örneğin bir boru hattı 40 metre uzunluğunda ilen diğer bir hattın 70 metre olması mümkündür. Bu kolektör çeşidinde boru bağlantı rekorları ile hava atıcı purjör muslukları haricen satışa sunulmaktadır. Reglajlı kolektörlerde dönüş ve gidiş olmak üzere 2 ila 12 grup arasında ağız sayısı yer alabilmektedir. Bu kolektör türü açma kapama vanalı kolektörlere nazaran daha maliyetli kolektörler olup kurulumunda uzman kişi ve firmalardan hizmet alınması tavsiye edilmektedir.

Reglajlı (Ön Ayarlı) Debimetreli Kolektörler

Son kolektör türü olan reglajlı (ön ayarlı) debimetreli kolektörler de otomasyona uygun olarak üretilen kolektörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür kolektörlerde hatlarda yer alan delik miktarı, her bir hat için ayrı olarak görülebilmektedir. Aynı zamanda bu kolektörlerde hatlar için reglaj ayarı da yapılabilmektedir.

Bu tür kolektörlerin özellikleri reglaj ayarlı kolektörle hemen hemen aynı olmakla beraber aralarındaki tek fark her bir hattın debi miktarının görülebilmekte olmasıdır. Bu türdeki kolektörler, diğer kolektör türdeki kolektörler ile karşılaştırıldığında en pahalı kolektör grubunu oluşturmaktadır. Bu sistemlerde şayet koda termostatlı bir sistem tercih edilecek ise bu durumda reglajlı debimetreli kolektörlerin kullanılması önerilmektedir.

Blog

Kafe Soğutma Sistemleri

Kafe Soğutma Sistemleri Nedir?

Türkiye’de ve dünyada insanların sosyalleştiği ve görüşmeler gerçekleştirdiği en temel alanlardan birisi kafe ve restoranlardır. Özellikle kafeler, yoğun iş temposunun içerisinde bulunan insanların birkaç saatliğine dinlenmek ve zaman geçirmek için kullandıkları mekanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada kafelerin konforlu ve insanların rahat edebileceği alanlar olması oldukça önemlidir. Bir kafede havanın, nemin ve diğer değerlerin optimum seviyede olması sağlanmaktadır. Aksi takdirde müşterilerin konforu bozulmakta ve ilgili kafede daha az vakit geçirmektedir. Bu da zamanla müşteri kaybına ve zarar edilmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla müşteri potansiyelini arttırmak ve kâr maksimizasyonunu sağlamak için kafelerde gerekli havalandırma sistemlerinin kullanılması gerekmektedir.

Kafelerde hem ısıtma hem de soğutma sistemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Soğuk kış günlerinde kafelerde kullanılan ısıtma sistemleri bir yandan kafede bulunan müşterilerin konforunu sağlarken diğer yandan daha fazla müşteriyi çekebilecek potansiyel oluşturmaktadır. Ayrıca kafelerin açık alanlarında kullanılan ısıtma sistemleri sayesinde müşteriler rahatlıkla vakit geçirebilmektedir. Bu nedenle kafelerde kullanılan ısıtma sistemleri oldukça önemlidir.

Kafelerde ısıtma kadar soğutma sistemlerinin de kullanılması önem arz etmektedir. Zira kafe soğutma sistemleri özellikle sıcak yaz aylarında kafelerde bulunan müşterilerinin bunalmamasını sağlamaktadır. Aksi halde müşteriler yazın sıcak saatlerinde kafelerin açık alanlarında oturmamakta, sigara kullanan müşteriler ise açık alanlara oturamadıkları için mekânda vakit geçirmemekte ve alternatif mekanlara yönelmektedir. Bu nedenle kafelerde açık alanların serinletilmesi ve soğutulması oldukça önemlidir. Kafelerde bulunan soğutma sistemleri yalnızca müşteriler için değil çalışanlar için de önemli bir gereksinimdir. Zira uzun saatler boyunca aynı ortamda çalışma gösteren çalışanların bunalmaması ve bu yolla da dikkatlerinin dağılmaması için ortamın iyi havalandırılması gerekmektedir. Bunaltıcı güneşin sıcağın etkisiyle çalışanlar daha çok hata yapabilmekte ve kafenin işleyişi aksayabilmektedir. Tüm bunların önüne geçmek için kafelerde verimli ve tasarruf seviyesi yüksek soğutma ve serinletme sistemleri kullanılması gerekmektedir.

Kafe soğutma sistemleri, su zerreciklerinin sıcaklık ve nemi azaltması aracılığıyla serinleme sağlayan sistemlerdir. Bu sistemlerde hidrofordan gelen şebeke suyunun yüksek basınçlı pompalar aracılığıyla ortama gönderilmesi söz konusudur. Bu gönderilme, sisleme memeleri ve başlıkları sayesinde gerçekleştirilmektedir. Sisleme memeleri aracılığıyla kafe ortamına gönderilen su zerrecikleri, saniyeler içinde buharlaşmakta ve bu buharlaşma sırasında ortamdaki ısı enerjisini de kendisi ile birlikte uzaklaştırmaktadır. Tüm bu süreç sayesinde ortamın sıcaklığının 5-15° arasında düşmesi sağlanmaktadır. Bu da kavurucu yaz sıcaklarında kafelerin açık alanlarında oturan müşterilerin rahat etmesini ve bunalmamasını sağlayacak bir ortam oluşturmaktadır.

Kafe Soğutma Sistemleri Nasıl Çalışır?

Yukarıda da bahsedildiği üzere kafe soğutma sistemleri, şebeke suyunun yüksek basınçlı sisleme pompası aracılığıyla 70/120 bar basınç ile soğutulacak ortama gönderilmesi şeklinde faaliyet göstermektedir. Bu sistemlerde sisteme özel olarak üretilmiş olan sistemin nozulları kullanılarak şebeke suyunun basınç değeri yaklaşık olarak 20 kat arttırılmaktadır. Bu sayede su zerrecikleri uygulanan basınç neticesinde havada asılı kalacak derecede parçalanmaktadır. İlgili su parçacıklarının ya da diğer adıyla su zerreciklerinin mikron çapının beş değerinde olmasıyla birlikte püskürtülen ve bir sis haline gelen su zerrecikleri ile ortamdaki sıcak hava ısı alışverişi yapmaktadır. Bu ısı alışverişinin sonunda ise yukarıda da belirtildiği üzere 5 ila 15° arasında sıcaklık düşüşü gözlemlenmektedir. Bu kafe soğutma sistemlerinin kullanılmasında yaşanan en büyük tereddüt ise ıslaklık hissi oluşturup oluşturmadığıdır. Ne var ki kafe soğutma sistemlerinde hiçbir şekilde ıslaklık hissi oluşmayıp yalnızca ferahlatıcı bir su buharı hissedilmektedir. Dolayısıyla bu sistemlerin kullanıldığı kafelerde müşterilerin su ile teması yalnızca buhar yoluyla gerçekleşmektedir.

Bu sistemler, kafelerin açık alanlarında oldukça sık tercih edilen sistemler olup bu tercihin birden çok nedeni vardır. Öncelikle kafelerin açık alanlarının soğutulması amacıyla kullanılan bu sistemler, oldukça düşük kurulum ve işletim maliyetlerini sahiptir. Aynı zamanda bu sistemlerde kullanılan suyun miktarı da oldukça düşüktür. Bu da az miktar bir su ile büyük alanların soğutulmasını sağlamaktadır. Ayrıca bu sistemler her türlü kafenin açık alanına uygun olup farklı montaj çeşitlerine sahiptir. İşletim ve kurulum maliyetleri açısından avantajlı olan bu sistemlerin bakım maliyetleri de yok denecek kadar az seviyelerdedir. Son olarak ise bu sistemlerin ekipman ve materyalleri uygun fiyatlı ve kaliteli malzemelerden üretildiği için uzun yıllar kullanılabilir nitelikteki ürünlerdir. Dolayısıyla kafe soğutma sistemleri uzun zaman kullanılmak amacıyla üretilen sistemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sistemlerin bir diğer özelliği ise hiçbir kimyasal madde kullanılmadan kafelerde soğutma sağlayabilmesidir. Bu açıdan tamamen çevre dostu nitelikte olan kafe soğutma sistemleri, ortamdaki oksijen oranını yükselten sistemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu avantajları nedeniyle kafe soğutma sistemleri birçok işletme tarafından sıklıkla tercih edilen sistemlerdir.

Kafelerin soğutulması faaliyetinde genel olarak iki farklı tür soğutma sistemi kullanılmaktadır. Bunlardan ilki olan borulu soğutma sistemleri, kafenin dış alanlarında bulunan tente, şemsiye veya her türlü yapının kenarlarına monte edilebilen sistemlerdir. Borulu soğutma sistemleri sistem bünyesinde bulunan boruların üstünde yer alan ufak fıskiye başlıkları aracılığı ile su zerrelerini püskürten sistemlerdir. Bu sistemler sayesinde birçok kafenin dış alanlarında etkin bir soğutma sağlanabilmektedir.

Kafelerin açık alanların satılmasında kullanılan ikinci tür soğutma sistemi ise fanlı sistemlerdir. Bu fanlı soğutma sistemleri, bir vantilatör üzerine yerleştirilen düzenek aracılığıyla suyun parçacıklarına ayrıştırılarak su zerresi biçiminde püskürtülmesi şeklinde faaliyet göstermektedir. Bu sistemlerde püskürtme faaliyeti sonrasında ortaya çıkan su buharı vantilatör sayesinde soğutulacak ortama gönderilmektedir. Bu sistemlerde yine kafelerin açık alanlarında kullanılmakta olup oldukça verimli ve maliyetsiz sistemlerdir.

Yukarıda değindiğimiz kafe soğutma sistemleri dışında kafelerin kapalı olanların da kullanılan genel soğutma sistemleri de bulunmaktadır. Bunlar karşımıza iklimlendirme sistemleri veya havalandırma sistemleri olarak da çıkabilen soğutma araçlarıdır. Kapalı alanlarda gerçekleştirilen soğutmada tavan tipi havalandırmalardan klimalara varan onlarca farklı çeşit ve seçenek mevcuttur. Gerek açık alanlarda gerekse kapalı alanlarda nasıl bir soğutma gerçekleştirileceği tamamen ilgili işletmenin ihtiyacı ve bütçesi ile alakalı bir durumdur. Dolayısıyla bu noktada kafelerin soğutulması ile alakalı olarak uzman kişilerden teknik destek alınması tavsiye edilmektedir.

Blog

Isıtma Vanaları ve Çeşitleri

Isıtma Vanaları

Isıtma vanaları, ısıtma sistemlerinin bünyesinde bulunan açma kapama aygıtları olarak faaliyet göstermektedir. Isıtma manaları sayesinde ilgili ısıtma sisteminin sıcaklık dengesi ve oranı ayarlanabilmektedir. Isıtma vanaları günümüzde tüm su tesisatlarında kullanılan ve oldukça geniş kullanım alanına sahip olan vanalardır. Isıtma vanalarının türlerine kısaca bakılacak olursa bunlar sürgülü (şiber) vanalar, üç yollu vanalar, dört yollu vanalar, termostatik vanalar, elektromanyetik vanalar (selonoid valf), servo-motorlu vanalar (denetim motorlu vanalar), pnömatik vanalar, kolon vanaları (kosva vanalar) ve radyatör vanaları (ısıtıcı vanaları) olarak listelenmektedir. Aşağıda gösterilen ve en önemli kullanım alanına sahip olan ısıtma vanalarının her birinin kullanımı ve amacı birbirinden farklılık göstermektedir.

Sürgülü (Şiber) Vanalar

Isıtma vanalarının ilk türü olan sürgülü vanalar, akışkan maddenin içerisinde yön değişikliği yapmadan aktığı ve bir sürgü aracılığıyla bu akışın kesilebildiği vana türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu vanalarda akışkan her iki yöne de akabilmekte ve sebep olduğu basınç değeri kaybı düşük miktarda olduğundan ısıtma tesisatlarında sıklıkla kullanılabilmektedir. Bu aralar TS 3147’ye uygun olacak şekilde üretilmekte olup pirinç hammaddesinde üretimi gerçekleştirilmektedir. Sürgülü vanaların dörde kadar dişli pirinçten üretilen vanalarına şiber vana denilirken dökümden üretilenler flanşlı olarak üretilmekte sürgülü bana olarak adlandırılmaktadır.

Sürgülü vanalar, volan aracılığı ile dönmekte olan milin sürgü bünyesinde yer alan vidayı sarmasıyla klavyenin yükselmesinin sağlandığı vanalardır. Bazı sürgülü vanalar bu konuda farklılık göstermekte ve salmastra bölgesinde yer alan vida ile milin yükselmesi sağlanarak açma faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Kapama faaliyetini gören klape ise düşey yönde konik biçiminde yapılmaktadır. Klapeye her iki tarafında bulunan ve gövde ile bütünleşik olarak çalışan kızaklar kılavuzluk etmektedir. Bu vana türünde akışkana bir yön verilmediği ve vananın iki ucu da simetrik yapıda bulunduğu için suyun akış yönüne göre bağlama zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu sebeple bu vanalarda her iki ağzın da çift yönlü bağlanması mümkündür. Son olarak flanşlı sürgülü vanalar ise ısıtma tesisatları bünyesinde kazanlarda giriş ve çıkış bölümlerinde kullanılmakta ve kollektör bağlantılarını sağlamaktadır. Bu flanşlar vanaların kolaylıkla demonte edilebilmesini sağlamaktadır.

Üç Yollu Vanalar

İkinci bir vana türü olan üç yollu vanalar, ısıtma sistemlerinde karıştırma ve saptırma vanası olarak kullanılan vanalardır. Bu vanalar karışım amacıyla kullanıldığında iki farklı sıcaklık değerine sahip devreden gelmekte olan suyun vana da karışmasını ve bu karışım sıcaklığı ile vanadan ayrılmasını sağlayan vanalardır. Karıştırma manalarında ana hatta gönderilen su miktarı her zaman aynı olmakta ve vanadan ayrılan suyun sıcaklığı değişiklik göstermektedir. Saptırma vanalarında ise vanaya ulaşan su, vana bünyesinde iki farklı kola ayrılmakta ve vananın iki kolundan çıkmaktadır. Bu vana türünde sisteme giren suyun sıcaklığı ile vanadan ayrılan suyun sıcaklığı aynı olmaktadır. Yani saptırma vanalarında sisteme giren suyun sıcaklığı değil ana hatta gönderilen suyun miktarı değişmektedir.

Üç yollu veya dört yollu vanalar hem kullanıma uygun sıcak su hazırlama yani boyler amacıyla hem de ısıtma amacıyla kullanılabilen vanalardır. Bu vana türleri hem motorlu hem de elle kumandalı olarak imal edilebilmektedir.

Dört Yollu Vanalar

Üçüncü ısıtma vanası türü olan dört yollu vanalar, ısıtma devresindeki sıcaklık ayarının yapılmasında, kazanda sabit sıcaklık sağlanmasında, bina ve yapıların kuzey-güney cephelerindeki alanlarda dengeli ısınmanın sağlanmasında, kazanda koalisyonun engellenmesinde, yakıt sarfiyatında verimlilik sağlanmasında ve boylerden her dönemde sıcak su elde edilmesinde kullanılan vana türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca bu vanalar kazanın verimliliğini ve ömrünü uzatan vanalardır. Kazanda daima 90 °C sıcaklık mevcutken ısıtma sistemine gönderilen suyun sıcaklığı dört yollu vanalar aracılığı ile belirlenebilmektedir.

Termostatik Vana

Termostatik vanalar genellikle merkezi ısıtma sistemleri bünyesinde bulunan eşanjör ve sıvı yakıt tanklarında kullanılan vana çeşididir. Bu vanaların temel fonksiyonu, bünyesinde bulundukları aygıtın içerisinde bulunan akışkanın sıcaklık değerleri kontrol etmek ve sıcaklığın belirlenen dereceye ulaşması halinde akışkanın yolunu kapatmaktır. Termostatik vanalar, kumanda çubuğunun her zaman aşağı yönlü olacak biçimde bağlanması gereken vanalardır. Ayrıca gerektiği zaman bakımın gerçekleştirilebilmesi için vanada yeterli bir miktarda boşluk bırakılması gerekmektedir.

Elektromanyetik Vana (Selonoid Valf)

Elektromanyetik vanalar, elektrik akımı sayesinde elde edilen manyetik çekme kuvvetiyle çalışmakta olan vanalardır. Sistemde yer alan geçiş deliğinde açılıp kapanmayı sağlayan kumanda çubuğu üstündeki bobin tarafından meydana getirilen manyetik çekme kuvvetinin çubuğu yukarı kaldırması sebebiyle vanadan ve bağlı olduğu boru yapısından sıvı geçmesi sağlanmaktadır. Bu sistem nerede termostatın bulunduğu aygıttaki sıvının sıcaklık değeri yükseldiğinde yine aynı sistem kullanılarak çubuk üzerindeki manyetik etki kaldırılmakta ve supap yerine oturmaktadır. Bu sayede akışkan sıvının geçiş yolu kapatılmaktadır. Bu vanalarda bağlantı yapılmadan önce kesinlikle pislik tutucu sisteme eklenmelidir.

Servo-Motorlu Vana (Denetim Motorlu Vana)

Servo-motorlu vanalar bir motor vasıtayla açma ve kapama fonksiyonunun kullanıldığı ve servo-motorlu vanaların üstünde yer alan kumanda çubukları aracılığıyla faaliyet gösteren vanalardır. Sistem bünyesinde yer alan motorlar bir termostattan aldıkları kumanda uyarınca vanayı açıp kapatmaktadır.

Pnömatik Vana

Bu vanalar kompresörden gönderilen basınçlı hava ile çalışmakta olan vanalardır. Bu vanalar, devreleri üstünde yer alan kanal yolunu hava basıncı aracılığıyla açıp kapatmaktadır. Sistem bünyesine giren basıncı hava, membran aracılığıyla sistemde yer alan yayı etkilemekte ve bu yolla da sıcak suyun ya da buharın geçiş yolunu kapatmaktadır. Termostat bünyesinden gelen kumandayla hava basıncının membran üzerinden kaldırılması ile de sistemdeki yay esnediğinden dolayı boru içerisindeki akışkanın itme kuvvetiyle supap açılmaktadır. Bu yolla da sıcak su veya buharın boru içerisindeki akışı başlatılmaktadır.

Kolon Vanası (Kosva Vana)

Kolon musluğu veya kolon vanası olarak da bilinen bu vana türü ısıtma tesisatlarında kolonların altlarına konulmaktadır. Yanında yer alan pürjörü nedeniyle diğer vanalardan ayrılmakta olan bu vanalar, bir tamir ve bakım sırasında veya başka bir amaçla kolonda bulunan su akışını kesmek veya boşaltmak için kullanılmaktadır. Bu vanalarda yer alan su, herhangi bir dirençle karşılaşmadan geçmektedir.

 

Blog

Soğuk Hava Deposu

Soğuk Hava Deposu Nedir?

İnsanlar ilk çağlardan beri yiyecekleri ve içecekleri muhafaza etmek için soğuk alanlarda depolama gerçekleştirmektedir. Öncelikle baharatlar kullanılarak kurutulan ürünler veya malzemeler soğuk alanlarda toprağın altına gömülerek uzun süre korunmuştur. Bu sistemler uzun yüzyıllar boyunca kullanılmış ve son yüzyıla kadar yiyecek ve içeceklerin muhafaza edilmesindeki en temel araç olmuştur. Ne var ki buzdolabının ve soğutucuların keşfi ile beraber artık yiyecek veya içeceklerin zarar görmesi ve bozulması ihtimaline karşılık teknolojik cihazlar kullanılmaya başlamıştır.

Günümüzde sıcak ortamlarda tutulması mümkün olmayan ve Sıcakla temas halinde bozulacak veya zarar görecek olan ürünlerin uzun süreler boyunca korunması amacıyla üretilen soğutma sistemlerine soğuk hava deposu denmektedir. Soğuk hava depoları özellikle meyvelerin, sebzelerin, beyaz ve kırmızı etin ve daha birçok gıda ürünün korunması amacıyla kullanılmaktadır. Bu sistemler bünyesinde bulunan ürünlerin ömrü uzatılmakta ve bozulması engellenmektedir. Dolayısıyla soğuk hava depoları, gıda ve diğer ürünlerin normal oda sıcaklığından daha soğuk bulabildikleri alanlardır. Bu kapsamda soğuk hava depoları hem kişisel hem de ticari kullanım için sıklıkla tercih edilmektedir. Kişisel kullanım olarak insanların mevsiminde almış oldukları sebze meyveleri daha sonraki mevsimlerde de kullanabilmek amacıyla soğuk hava depolarına koydukları bilinmektedir. Aynı zamanda soğuk hava deposu gören derin dondurucular sayesinde insanlar yıllık et ihtiyaçlarını da depolayabilmekte ve kendi zamanlamalarıyla bu ürünleri tüketebilmektedir. Dolayısıyla soğuk hava depoları ve bu işlevi gören diğer dondurucu üniteler, insanların tüketim alışkanlığının bir düzene girmesini sağlayarak tasarruf ve verimlilik sağlamaktadır. Ticari olarak ise soğuk hava depolarının kullanım alanları sınırsız olup her sektörde ve her faaliyet kolunda kullanımı mümkündür.

Soğuk hava depoları birçok ekipmanla elemanın bir arada kullanılması ile ortaya çıkan muhafaza sistemleridir. Bunlar kısaca paneller, soğuk hava deposu kapıları, kondenserler, kompresörler, aydınlatma sistemleri ve ısı ayarlama termostatları olarak karşımıza çıkmaktadır. İlk eleman olan paneller, poliüretan köpük ve sac ile üretilen ısı yatılım ürünleridir. Bu paneller iki yüzü sac ve ortası köpük dolgulu duvar ve çatı malzemesi olarak kullanımı gerçekleştirilen yapılar olarak görülmektedir. Soğuk hava deposu kapıları ise panel dışındaki diğer bir soğuk hava deposu elemanıdır. Bu hava soğuk deposu kapıları hava geçirmeyen ve iki taraftan da açılıp kapatılabilen kilitli kapılardır. Bu kapıların kenarları esnek olmakla birlikte kapılar malzeme olarak oldukça sağlam bir yapıya sahiptir. Diğer bir sistem eleman olan kondenserler ise basınçlı gelen akışkan materyalin yoğunlaştırarak sıvı hale dönüştüren ve bu yolla da solmuş haldeki sıvıyı ortamdaki sıcaklığı çekmek için kullanan ekipmanlardır. Soğuk hava depolarında kullanılan kompresörler ise soğutucu akışkanın basınç ile kondensere gönderilmesini sağlayan ve bu sürecin devri daimini sağlayan elemanlardır. Son olarak kullanılan aydınlatma sistemleri tamamen izole olmuş olan soğuk hava deposunun içerisine aydınlatma sağlarken ısı ayarlama termostatları soğuk hava deposunun içerisinin tam olarak istenen derecede soğutulmasını sağlamaktadır. Tüm bu elemanların bir arada kullanılması ile ortaya çıkan soğuk hava depoları ise yukarıda da değindiğimiz birçok soğutma ve muhafaza etme fonksiyonunu yerine getirmektedir.

Soğuk hava depolarının kurulumunda ilk olarak deponun kurulacağı yer belirlenmektedir. Deponun kurulacağı yerde hem zemin hem de duvar açısından izolasyon ve dağıtım işlemi gerçekleştirilmektedir. Bundan sonra ise soğuk hava paneli mantolama işlemi gerçekleştirilmektedir. Bu panelin mantolama işlemi soğuk hava depolarının düzgün çalışması için oldukça önemlidir. Zaten soğuk hava depolarının kurulum maliyetinin belirlenmesinde de bu panelin kalitesi önemli olmaktadır. Bu panelde kullanılacak olan sacın kalınlığı ve poliüretan köpüğün yoğunluk derecesi kurulum maliyetinde en belirleyici unsurdur. Bundan sonraki aşama ise kullanılacak olan soğuk hava deposu motorunun belirlenmesi ve monte edilmesidir. Motorun montesinden sonra soğuk hava deposu kapısının belirlenmesi ve montajı yapılmaktadır. Bu noktada karşımıza sürgülü ve normal olmak üzere iki farklı soğuk hava deposu kapısı türü çıkmaktadır. Bu kaplardan ilgili sisteme uygun olanı tercih edilerek kurulum gerçekleştirilmekte ve daha sonrasında ışıklandırma sisteminin kurulumuna geçirmektedir. Işıklandırma sistemleri kimi durumlarda içerden kontrol edilirken bazı depolarda dışarıdan da kontrol edilebilmektedir. Bu tamamen ilgili deponun kullanılacağı alanın özelliklerine bağlı olarak belirlenmektedir. Aydınlatma sisteminin montajından sonra ise son olarak ısı ayarlama termostatının montajı gerçekleştirilmektedir. Bu montajla beraber tüm sistem tamamlanmakta ve kullanılabilir hale gelmektedir. Sonrasındaki süreçte ise soğuk hava deposu çeşitli gıda ürünlerinin ve diğer materyallerin muhafaza edilmesinde kullanılmaktadır.

Soğuk Hava Deposu Ne İşe Yarar?

Soğuk hava depolarının ana işlevi, genellikle gıda ürünlerinin muhafazası ve korunması faaliyetin yürütmektir. Bilindiği üzere gıda ürünleri hasat edildikleri, üretildikleri veya işledikleri tarihi itibari ile tüketilmesi veya kullanılması gereken ürünlerdir. Aksi taktirde ürünü niteliğine bağlı olarak süresi değişmekle birlikte sonuçta bir bozulma ve zarar görme durumu söz konusu olmaktadır. Gıdaların muhafazası konusunda soğuk hava depoları tek çözüm olmamakla birlikte diğer çözümler olan kurutma, salamura etme veya konserveleme yöntemleri gıda ürününde vitamin kayıplarına ve ürünün kalitesinde düşüşe sebep olmaktadır. Oysaki soğuk hava depoları diğer çözümlerden farklı olarak gıda ürünün üretildiği, işlendi veya hasat edildiği ilk günkü gibi taze ve vitamin dolu kalmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla soğuk hava depoları diğer tüm muhafaza yöntemlerinden farklı olarak gıda ürününün statüsünde ve değerlerinde bir değişime yol açmadan koruma sağlayabilmektedir.

Soğuk hava depoları sıcaklık, nem veya muhafaza edilecek olan ürünlerin ihtiyacına göre ayarlaması yapılabilen alanlardır. Bu noktada bir soğuk hava deposundaki sıcaklığın, önemin ve diğer değerlerin belirlenmesi tamamen kullanıcının kontrolündedir. Soğuk hava depoları dondurulmuş gıda alanlarından tıbbi malzeme depolarına, çeşitli endüstriyel faaliyetlerin ar-ge laboratuvarlarının test kabininden et entegre tesislerine, sebze-meyve depolarından çeşitli su ürünlerinin muhafaza ve işleme alanlarına, patates ve soğan depolama sistemlerinden muz olgunlaştırma ve yetiştirme sistemlerine, küçükbaş ve büyükbaş kesimhanelerinden süt ve süt ürünlerinin üretim ve işlenim alanlarına varan sayısız ve sınırsız yerde kullanılmaktadır.

Blog

Endüstriyel Havalandırma Sistemleri Nedir?

Havalandırma işlemi kapalı alanlarda bulunan havayı kirleten maddelerin dışarı atılması için gereklidir. Havalandırma faaliyetinin bu maddeleri dışarı atmanın yanı sıra konsantrasyonunun azaltılmasında da faydası bulunur. Endüstriyel Havalandırma Sistemleri Nedir? Merak edilenler arasında yer alır. Bu sistemler endüstri ile ilgili alanlarda kullanılır. Kullanılma amaçları ise birbirinden farklıdır.

Endüstriyel alanlarda kullanılan havalandırma sistemleri hem çalışanların hem de işletmenin menfaatine yönelik birçok yararlı özellik taşır. Bu nedenle de günümüzde yapılan mühendislik çalışmaları arasında önemli bir yere sahiptir.

Havalandırma mekanik olarak gerçekleştirilen bir işlemdir. Havalandırma sistemlerinin görevi emisyon kaynağında bulunan kirleticileri toplayıp dışarı atmak olurken bu uygulama ile daha ziyade endüstride uygulanan sistemlerden söz edilir. Yerel havalandırma sistemi olarak da bilinen bu uygulama geniş kapalı alanlar için uygundur.

Okul, alışveriş merkezi, kafeterya gibi mekanlarda kullanılan havalandırma sistemleri ise kaynağa bağlı olamadan içerideki havayı dışarı atacak şekilde tasarlanır. Kapalı alanlarda bulunan kirli havayı dışarı atan ve kapı-pencere aralıklarından giren hava ile kapalı ortamda bulunan hava kirleticilerinde seyrelmeye yol açan hava sistemleri genel hava sistemleri olarak adlandırılmaktadır.

Endüstriyel Havalandırma Sistemleri Ne İşe Yarar?

Havalandırma her ortam için gerekli olan bir ihtiyaçtır. İnsanların sağlıklı bir yaşam sürmesi çevresel şartların iyi olması ile sağlanır. Bu nedenle de yaşam alanları ya da çalışma alanlarında havalandırma sistemlerine ihtiyaç duyulur. Endüstriyel Havalandırma Sistemleri Ne İşe Yarar? Sorusuna da bu nedenle yanıt aranır. Endüstriyel ortamlarda hem çalışanların hem de üretimi yapılan malzemelerin korunması gerekir. Bunun için de ortam koşullarının kontrol altına alınabilmesi gerekir. Ortam koşullarının sağlıklı bir zemine oturtulabilmesi içinse mühendislik çalışmalarına gereksinim duyulur. Bunun sonuçlarından biri de havalandırma sistemlerinin tasarlanmasıdır.

Endüstriyel havalandırma sistemlerinin en temel amacı üretimin uygun çevresel koşullarda yürütülmesi, depolanacak malzeme ve ürünlerin korunması, endüstriyel yapılarda bulunan termal şartların oluşturulmasıdır. Havalandırma sistemleri ayrıca çalışanların en iyi koşullarda hizmet verebilmesi, sağlık ve güvenliklerinin temini için de önemli bir uygulamadır. Çalışanların ortam koşullarının iyileştirilmesi demek aynı zamanda üretimde verim artışı olarak kabul edilir.

Endüstriyel Yapılarda Havalandırma Sistemi Özellikleri

Endüstriyel havalandırma sistemleri kurulurken bazı özelliklere sahip olurlar. Endüstriyel Yapılarda Havalandırma Sistemi Özellikleri doğru anlaşılmalıdır. Bu tür sistemlerin besleme ve tahliye olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir. Besleme olarak adlandırılan uygulamada taze hava tedariki sağlanır. Taze hava çalışanların yer aldığı ortamlara dağıtılır.

Tahliye sisteminde ise çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan toz ve kir gibi maddelerin ortamdan uzaklaştırılması amaçlanır. Endüstriyel havalandırma sistemleri tasarımında besleme ve tahliye sistemlerinin birlikte ele alınması ve sisteme entegre edilmesi gerekir.

Endüstriyel yapılarda tahliye hava sistemi uygulamasının tek başına yapılması çeşitli dezavantajları beraberinde getirir. Bu nedenle de ikili bir uygulamanın yapılması havalandırma sisteminden istenilen verimin alınabilmesi için gereklidir.

Tahliye havalandırması tek başına kullanıldığında ortaya çıkabilecek sorunlardan bazıları şunlardır:

l Basınç dışarıya göre düşük olur bu nedenle de dışarıdan kontrolsüz hava girişi gerçekleşir.

l Dışarıdan gelen kontrolsüz hava girişi cam, kapı ya da duvar çatlakları da dahil olmak üzere pek çok yerden gerçekleşebilir.

l Kontrolsüz hava girişinin olumsuz etkileri arasında ise çalışanlarda rahatsızlık oluşturmasıdır.

l Kontrolsüz hava girişinin bir diğer olumsuzluğu tahliye havalandırma sisteminde verim düşüklüğü yaratmasıdır.

l Tahliye havalandırma sisteminde meydana gelen verim düşüklüğü ise ısıtma ve soğutma giderlerinde istemsiz bir artışa yol açar.

Görüldüğü gibi yalnızca tahliye hava sistemi ile çalışılması teknik açıdan çeşitli aksaklıklara yol açmakta ve bu durum da zincirleme olarak birbirini etkileyen olumsuzluklara sebep olmaktadır. Özellikle endüstriyel uygulamalar sırasında ise ortaya çıkacak masraf kalemleri açısından ikili bir havalandırma sisteminin tercih edilmesi daha uygun olur.

Besleme sistemleri ise çalışma alanlarında termal şartları sağlamaya yarar. Tahliye hava sistemi aracılığı ile ortamdan atılan kirli havanın yerine yeni hava konması gerektiğinde bu sistemin çalışma koşullarından yararlanılır.

Endüstriyel havalandırma sistemleri açısından tahliye sistemleri de genel ve yerel tahliye sistemleri olarak iki ana başlık altında ele alınmaktadır. Genel tahliye sistemlerinin görevi ortam ısısı ile ilgilidir. Çalışma ortamında oluşan kirli havanın ortamdan uzaklaştırılması ve ortam ısısının kontrolü için bu sistemler kullanılır.

Yerel tahliye sistemlerinin kullanım amacı ise havada yer alacak duman, toz ya da buhar gibi uçucu maddelerin ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Bu sistem çalışanların sağlıklı bir ortamda hizmet verebilmesi açısından önemlidir.

Genel ve Yerel Havalandırma Sistemleri Farkı

Havalandırma sistemleri kurulurken farklı özelliklere göre kurulum yapılabilir. Bu sistemlerin genel ve yerel olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir. Genel havalandırma sistemlerinin yerel havalandırma sistemleri ile aralarındaki farklar bazı avantajların yanı sıra dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Genel ve Yerel Havalandırma Sistemleri Farkı söz konusu ise kurulum ve işletim aşamasında bu durum daha iyi anlaşılmaktadır.

Genel havalandırma sistemlerinin kurulum ve işletim maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda yerel havalandırma sistemlerine kıyasla daha uygun maliyetli olduğu görülmektedir. Ayrıca bu sistemlerin işletim süreçlerinde bakım ve ekipman ihtiyacı da daha az olur.

Yerel havalandırma sistemleri açısından konu ele alındığında ise hava kirleticilerinin doğrudan kaynağından alınarak dışarı attığı görülür. Endüstriyel ortamlarda olma ihtimali bulunan yüksek miktardaki toksik maddelerin dışarı atılmasında daha etkili sonuçlar vermektedir. Bu sistemlerin ısıtma ve soğutma maliyetlerinin düşük olması ve minimum seviyede havayla çalışabilmesi de diğer önemli özellikleri arasında yer almaktadır.

Endüstriyel Havalandırma Sistemlerinin Önemi

Endüstriyel havalandırma sistemleri hem iş yeri hem de çalışanlar açısından ayrı ayrı öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirildiğinde bu sistemlerin çalışanlar için uygun ortam koşullarını oluşturma özelliği bulunur. Endüstriyel Havalandırma Sistemlerinin Önemi söz konusu olduğunda işveren açısından da çalışanlarına karşı çeşitli yükümlülüklerin olduğu görülür.

Bu yükümlülük gereği de havalandırma sistemlerinin iş yerlerine kurulması gerekir. Dünya genelinde yapılan uygulamalar sırasında çalışanların uygun ortam koşullarında yaşaması için işveren tarafından gerekli çalışmaların yapılması uygun bulunmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusu işvereni yakından ilgilendirmektedir. İşverene düşen yükümlülüklerden biri de işyeri binalarının yanı sıra eklentilerine alınması gereken sağlık önlemlerine ilişkin yönetmelik maddesine uyma zorunluluğudur. Buna göre işveren işyerindeki yeterli aydınlatma, havalandırma ve termal konfor şartlarını sağlamakla yönetmelikler çerçevesinde sorumlu olmaktadır.

Bunun yanı sıra üretilen malzemelerin depolanması, korunması ve üretim süreçlerinde de uygun ortam koşullarının olması zorunlu bir yaklaşımdır. Üretim maliyetlerini etkileme gücü bulunan bu çalışma ticari açıdan çoğu zaman bir zorunluluğa dönüşmektedir.

Meslek hastalıkları açısından konuya yaklaşıldığında ortam koşullarının bundaki etkisi göz ardı edilememektedir. Meslek hastalıklarının tamamının önlenebilir olması nedeni ile çalışanların sağlıklı ortam koşullarında hizmet vermesi oldukça önemli bir konudur.

Endüstriyel havalandırma sistemleri bu noktada oldukça önemli bir görevi yerine getirmektedir. Solunum hastalıklarının yanı sıra farklı türdeki meslek hastalıkları konusunda da endüstriyel havalandırma sistemlerinin işlevi oldukça fazladır.

İşyerlerinde zorunlu temel konfor şartlarının sağlanması ile çalışanların verimliliği de artmaktadır. Bunun yanı sıra endüstriyel havalandırma sistemlerinin işverenle birlikte çalışanlar açısından da büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir.

Blog

Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Nedir?

Merkezi sistem soğutma sistemlerinin kullanıldığı alanlar ortam sıcaklığının dengelenmesi gerektiğinde ve nem değerleri açısından istenilen koşulların sağlanması zorunlu olduğunda bu tür çalışmaların yapıldığı yerlerdir. Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Nedir? Merak edilenlerden biridir.

İnsanların yaşamları boyunca ısınma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerine ihtiyaç duyduğu tarihsel gelişmelerden anlaşılan konulardan biridir. Geçmişten bu yana kullanılan sistemlerin geleneksel yöntemlerle başlayan yolculuğu bilim ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak şekillenmektedir.

Özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte insan yaşamına makinelerin dahil olması bu sistemlerin mühendislik alanında yapılan çalışmalarla desteklenmesi ile sonuçlanmıştır. Sanayi Devrimi’ne kadar el kol gücü ile yaşamını idame ettiren insanoğlu binlerce yıldır süren gelişme evrelerini bu devrimle birlikte hızlandırmış ve binlerce yıla sığdırdığı buluşlarının çok daha fazlasını birkaç yüzyılda gerçekleştirmiştir.

Isıtma ve soğutma sistemleri teknolojideki bu değişim ve dönüşümlerden direkt olarak etkilenen mekanik çalışmaları kapsar. Bu sistemler sayesinde gerek yaşam alanları gerekse endüstriyel birçok alanda yapılan çalışmalar daha nitelikli ve verimli hale gelir.

Merkezi soğutma sistemleri eşit kapasiteye sahip kompresörlerin birbirine entegre edilerek çalıştığı soğutma sistemleridir. Bu sistemler kullanılırken soğutmaya yoğun ihtiyaç duyulan alanlarda çalışma yapılır. Enerji tasarrufu sağlaması, montaj kolaylığı, bakım ve uygulanabilirliği sayesinde tercih edilirler. İzlenebilir özelliklere sahip olmaları ve teknolojik üstünlükleri ile de bu sistemler yaygın olarak tercih edilirler.

Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Ne İşe Yarar?

Üretimin ve muhafazanın önemli olduğu koşullarda bu sistemler daha da öne çıkar. Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Ne İşe Yarar? Merak edilirken özellikle soğutma sistemlerinin ihtiyaç duyulabileceği sektörler arasında gıda sektörü ağırlıklı olarak yer alır. Gıdaların uzun süre bozulmadan muhafazası, depolanması ya da nakliyesi gerekli olduğunda soğutma sistemlerine duyulan ihtiyaç daha iyi anlaşılır. Bunun yanı sıra sağlık sektörü gibi sektörler açısından da soğutma sistemlerinin önemi büyüktür. Özellikle hastanelerde bu sistemlerin kurulumuna gerek duyulur.

Hastanelerde de bu sistemlere büyük oranda ihtiyaç duyulması ortam koşulları ile yakından alakalıdır. Bu sistemler hastaların sağlıklı koşullarda bakımlarının yapılmasının yanı sıra ameliyathanelerdeki ortam koşulları için de zaruri bir çalışmadır.

Özellikle hastanelerde var olan enfeksiyon riskleri bu sistemlerle bertaraf edilebilir ya da en az seviyeye indirilebilir. Endüstriyel ortamlar söz konusu olduğunda da soğutma sistemlerinin önemi daha iyi anlaşılır.

Bunun yanı sıra yaşam alanlarındaki ortam koşullarının iyileştirmesi için de soğutma sistemlerine gerek duyulur. Hem yaz mevsiminde hem de kış şartlarında kullanılabilen bu sistemler ihtiyaçlara uygun olarak tasarlanır.

Üretim, depolama ya da nakliye hizmetlerinde gıda sektörü başta olmak üzere soğutma sistemlerinin büyük oranda çalışmaların kalitesine katkısı bulunur. Ayrıca çalışanlar açısından da verimli ortam koşulları yaratırken bu yaklaşım üretimde de artışa yol açan ve çalışma verimini artıran bir uygulamadır.

Genel ihtiyaçların yanı sıra konforlu bir yaşam standardının sağlanması için de soğutma sistemlerine gerek duyulabilmektedir. Alışveriş merkezleri, okul, hastane ya da kafeterya gibi mekanlarda kullanılan soğutma ve havalandırma sistemleri sayesinde toplum sağlığı korunacağı gibi iyi şartlarda bir ortamda bulunma imkânı da sunulur.

Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri

Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri ile soğutma faaliyetinin tek merkezden kontrolü sağlanır. Bu sistemler birden fazla soğutulacak alan olması durumunda da işe yaramaktadır. Enerji tasarrufu ve montaj kolaylığı sağlaması nedeni ile bu sistemlerin etkili bir soğutma gerçekleştiği görülmektedir. Bu ürünlerin bir diğer özelliği ise özel ihtiyaçlara uygun olarak da üretilebilmeleridir.

Merkezi soğutma sistemlerinin çalışma prensiplerinde soğutma noktalarından gelen sinyallerin her seferinde yeni bir kompresörü devreye sokmadan önce çalışmakta olan kompresörün kapasitesini kullanma yer alır. İşlemin bu şekilde gerçekleşmesinin en büyük avantajı ise %20-30 oranlarında bir enerji tasarrufu sağlamasıdır.

Sistemin önemli yanlarından biri de üretim ve kurulum maliyetini kısa sürede amorte edebilmesidir. Sistemin kurulmasının ardından 4-5 yıllık bir süre amortisman payı olarak ayrılabilir. Kompresör seçimi yapılırken de sistemin büyüklüğü ile uyumlu bir tercih yapılabilmesi mümkündür.

Merkezi Sistem Soğutma Sistemi Özellikleri

Merkezi Sistem Soğutma Sistemi Özellikleri söz konusu olduğunda bilinmesi gerekenlerden biri de bu sistemlerin ana hattan soğutuculara alınan materyallerle tesisatın daha basit hale getirildiğidir. Sistemin muhafazası ve kurulumu da diğer sistemlerle kıyaslandığında daha kolay olmaktadır.

Merkezi sistem soğutma sistemleri yarı hermetik veya scroll olabileceği gibi vidalı kompresörler de olabilmektedir. Bu sistemler üretilirken hava soğutmalı ya da su soğutmalı kondenserli olarak üretilmektedirler.

Bu sistemlerin önemli özelliklerinden biri de elektrik panosu ve tüm otomatik kontrol elemanlarının montaja hazır vaziyette servise sunulmasıdır. Bu sayede de kurulum kolaylığı elde edilmiş olur. Sistemlerde iç ve dış ünitenin azot şarjlı olarak teslim edildiği görülürken elektrostatik boyalıdırlar. Ayrıca çelik galveniz şaseye sahiptirler.

Sistemlerin bilinen özellikleri arasında kademeli olarak devreye girmekte olan kompresör sistemine sahip oldukları yer alırken tüketiciler açısından geniş bir kapasite seçeneğine sahip olduğu görülmektedir. Kullanıcılar tercih edecekleri kapasiteye bağlı olarak da uygun kondenser ve evaporatör seçimi yapabilmektedirler.

Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Neden Tercih Edilir?

Merkezi soğutma sistemlerinin sahip oldukları avantajlar göz önünde bulundurulduğunda birçok nedenle tercih edildikleri görülmektedir. Bu sistemlerin sahip olduğu avantajlar birden fazladır. Gerek yaşam alanlarında gerekse ticari ortamlarda yaygın olarak kullanılan bu sistemler her ihtiyaca yanıt vermeleri ile öne çıkar. Merkezi Sistem Soğutma Sistemleri Neden Tercih Edilir? Sık karşılaşılan bir sorudur.

Bu ürünler dünya standartları baz alınarak üretimi gerçekleştirilir. Bunun yanı sıra soğutma verimi açısından değerlendirildiklerinde istenilen kapasitede soğutma sağladıkları görülmektedir. Ekipman kalitesi açısından değerlendirildiğinde ise üretim malzemelerinin yüksek standartlara sahip olması önemli özellikleri arasında yer alır.

Merkezi soğutma sistemlerinin kurulum ve bakım süreçleri kolaydır. Montajının kolay olması da geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesini kolaylaştırmaktadır. Çeşitli montaj şekillerine uyum sağlayabilen bu sistemler dış kabin ünitesinin bakımı açısından da kolaylık yaratmaktadır.

Merkezi sistem soğutma sistemleri üretilirken HACCP standartları dikkate alınır. Bu nedenle de üretim standartları buna göre ayarlanmaktadır. Depolama alanlarında kullanılacağı zaman da istenilen verimin elde edilmesine imkân tanıyan bu sistemler üründe nem kaybı yaşanmasına izin vermez.

Ürünlerde oluşabilecek nem kaybını minimize eden evaporatör tasarımlar sistemlerin önemli özellikleri arasında yer alır. Enerji tasarrufu sağlayan özellikleri ile öne çıkan bu sistemler sayesinde defrost süre aralıkları uzatılır ve bu sayede de defrost sayısı azalarak enerjiden tasarruf edilir.

Defrostsuz uzun soğutma periyotlarına sahip olması nedeni ile de işletme maliyetlerini azaltan bir tarafı vardır. Bu durum da sistemin ekonomik olmasını destekleyicidir. Merkezi soğutma sistemleri sayesinde her bütçe için ekonomik çözümler üretilebilmesi mümkün olur. Bu sistemlerin tercih edilmesi sahip olduğu yararlar sayesindedir.

Merkezi sistem soğutma sistemlerinin çeşitli şartlara uygun olarak üretilebilmeleri söz konusudur. Soğuk, serin ya da donmuş muhafaza odaları için uygun sistemlerdir. Bu sistemlerin çok fonksiyonlu olmaları üretimleri sırasında dikkate alınan bir yaklaşımdır. Bu sayede de her ihtiyaca uygun olarak kullanılabilmektedirler. Dünya genelinde de bu sistemlerin yaygın bir kullanım alanı blunmaktadır.

Blog

Bina Havalandırma Sistemleri Nedir?

Bina havalandırması insanların bulunduğu kapalı ortamların kirletici unsurlardan arındırılması işlemi olarak açıklanabilir. Kapalı ortamlarda bulunan ve zamana bağlı olarak da oranında artış yaşanma ihtimali olan karbondioksit gazı gibi kirleticilerin belirlenen sınır değerleri aşmaması için ortam havalandırma sistemlerine gerek duyulur. Bina Havalandırma Sistemleri Nedir? Birçok kişi için merak edilen konular arasında yer alır.

Havalandırma sistemleri sayesinde ortam kirliliğinin giderilmesi ve çalışma koşullarında verimlilik sağlanması mümkün hale gelir. Havalandırma işlemi yapılırken ortamda bulunan hava kirleticilerinin dışarı atılması amaçlanır. Bunun yanı sıra konsantrasyonun azaltılması yönünde çalışma yapılması gerekli olduğunda mekanik bir işlem olan havalandırmadan yararlanılır.

Binalarda meydana gelen hava kirliliği çeşitli nedenlerle olur. Bina dışından içeriye giren havanın yanı sıra içerideki faaliyetler de havanın kirlenmesinde etkili bir unsurdur. Bina içinde yer alan faaliyetler çeşitlidir. Yemek pişirme, sigara içilmesi, mobilyalardan kaynaklanan etkenler ya da yapım malzemeleri gibi çeşitli faktörler bina içi hava kirlenmelerinde etkilidir.

Bu etkenler nedeni ile ortaya çıkan hava kirliliği bertaraf edilmek istendiğinde mekanik sistemlerden yararlanılması zorunlu hale gelmektedir. Geleneksel yöntemlerin yerine kullanılan havalandırma sistemleri teknolojinin ve mühendislik biliminin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.

Bina Havalandırma Sistemleri Neden Gereklidir?

Havalandırma sistemleri gerek yaşam alanlarında gerekse çalışma ortamlarında birçok gereksinime yanıt verir. Sağlıklı bir ortamda yaşanabilmesi ya da verimli bir üretim gerçekleştirilebilmesi için havalandırma sistemlerine gerek duyulur. Bina Havalandırma Sistemleri Neden Gereklidir? Bu nedenle merak edilir.

Binaların yanı sıra endüstriyel ortamlarda da havalandırma sistemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzün değişen ve gelişen yaşam koşulları teknolojik gelişmelerle şekillenmektedir. Mühendislik alanında yaşanana ilerlemelere ve teknoloji ile bu çalışmaların desteklenmesine bağlı olarak da havalandırma sistemlerinin önemi her geçen gün artmaktadır.

Farklı yöntem ve tekniklerin kullanılmasına bağlı olarak da her ortam için ayrı özelliklere sahip havalandırma sistemleri üzerinde mühendislik çalışmalarının yapıldığı görülür. Dünya genelinde yaygın olarak tercih edilen havalandırma sistemleri hem yaşam alanlarını hem de çalışma ortamlarını daha konforlu hale getirirken çalışma ortamındaki verim artışında da etkilidir. Bunun yanı sıra işletmeler açısından da ekonomik sonuçlar elde edilmesine yol açmaktadır.

Bina havalandırması sayesinde kapalı ortamda bozulan hava kalitesinin daha iyi hale gelmesi sağlanır. Havalandırma işlemi sırasında öne çıkan sorulardan biri de bu çalışmanın hangi aralıklarla yapılması gerektiği yönünde olur. Havalandırma işleminin sürekli mi yoksa gereklilik halinde mi yapılması gerektiği bu çalışmalar sırasında önemli hale gelir.

Kapalı ortamlarda kirlilik kaynağının da önemi vardır. İnsanların hava kirliliğine kaynak olduğu ortamlarda diğer kaynakların iç ortam atmosferine önemli miktarda emisyon yaymadığı durumlarda ihtiyaca göre bir havalandırma yapmak gerekli olabilmektedir.

Bu durumda kullanılacak olan havalandırma sistemi insan faktörüne bağlı olarak hareket edecektir. İnsanların içinde yer aldığı binalar arasında; okul, sinema, kafeterya ya da tiyatro gibi ortamlar varsa kapalı ortamın atmosferinde yer alan karbondioksitin indikatör kirletici olarak seçilmesine bağlı bir sistem tercih edilebilir. Bu sistemin kullanım özellikleri arasında ise kapalı ortam atmosferinde yer alan karbondioksit konsantrasyonunun sürekli ölçülerek bu konsantrasyonun istenilen sınır değerleri aşması durumunda ise havalandırma sisteminin devreye sokulması yer alır.

Yeterli havalandırmanın yapılmamasının sonuçları açısından da değerlendirilmesi gereklidir. Uygun koşullarda bina havalandırmalarının yapılmaması ya da yetersiz yapılması durumunda istenmeyen koşulların oluşması ise kaçınılmazdır.

Havalandırmanın yapılmaması ya da yetersiz olması durumunda ortaya çıkabilecek olumsuzluklar arasında ise oksijenin yetersiz kalması, havadaki karbondioksit konsantrasyonunun artması gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Bunun yanı sıra ortaya çıkacak organik kokuda eşyalardan ya da insanlardan kaynaklanan etmenler söz konusu olur. Bu kokuya yol açan ise organik kirleticiler olacaktır. Havalandırmanın yapılmaması ya da yetersizliği durumunda ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan biri de ortam nemindeki artıştır.

Ortam neminde artışa yol açan faktörler ise insanların nefes ve derilerinden buharlaşmaya yol açan etkenlerin havaya karışmasıdır. İnsanların sahip olduğu vücut sıcaklığı bu duruma bağlı olarak ortam sıcaklığında artış yaşanmasına yol açacaktır.

Kapalı ortamlarda hava kalitesinin bozulması durumunda hava kalitesinin iyileştirilmesi gerekir. Bu durumda da havalandırma yöntemlerinden yararlanılır. İç ortamda var olan havanın kirli olması burada bulunan insan kitleleri üzerinde olumsuz etkiye yol açar. Özellikle okul gibi kalabalık öğrenci gruplarının yer aldığı ortamlarda çocukların sağlıklı koşullarda bulunabilmesi önem taşır.

Bu nedenle de yeterli ve verimli bir havalandırmanın yapılması ayrıca önem arz eder. Okul çağındaki çocukların fiziki ve biyolojik koşullara daha fazla duyarlı olmasına bağlı olarak sağlıklı ortam koşullarına sahip alanlarda bulunması gerekmektedir. Çocukların hava kirliliğinden daha fazla etkilenmesi nedeni ile de bulundukları ortamlardaki havanın temiz olması önem taşır.

İnsanların yaşam alanlarında sosyal gelişmelere paralel olarak yaşanan konfor artışı ayrıca havalandırma sistemlerini daha da önemli hale getirmektedir. Havalandırma sistemi sayesinde bina içerisine dış ortamdan sağlanan temiz hava kaynak olarak kullanılabilir.

Havalandırma sağlanacağı zaman enerji tasarrufu sağlanmak istendiğinde de buna göre hareket edilmesi zorunludur. Havalandırma doğal yollarla yapılabilir ya da enerji kullanılacaksa iç havanın iklimlendirilmesi gerekli olur.

İç hava iklimlendirmesi bu durumda devreye girdikten sonra yeniden içeriye gönderilerek dışarıdan alınan temiz havayla karıştırılır. Bu işlemin ardından da yeniden binaya geri verilir. İçeride bulunan kirlenmiş hava havalandırma sayesinde nemlendirilmiş olur ve kirli havanın bir miktarı da dışarı atılır.

Binalarda Kullanılan Havalandırma Modelleri

Binalarda kullanılan sistemler birbirinden farklı özellikler gösterebilir. Binanın ihtiyacına bağlı olarak farklı sistemlerden yararlanılması ise mümkün olmaktadır. Binalarda Kullanılan Havalandırma Modelleri zorlanmış havalandırma, sızma ya da doğal havalandırma olarak adlandırılır.

Bu modellerin farklılık gösterdiği noktalar bulunurken değişim havası miktarı bakımından da ayrıldıkları noktalar bulunmaktadır. Binalarda ihtiyaç duyulabilen havalandırma sistemlerinde bu üç modelden yararlanılabilmesi mümkün olmaktadır.

Zorlanmış havalandırma sistemleri hava değişimini istenilen düzeyde kontrol edebilme şansına sahip bir sistemdir. Bu sistemde hava değişim miktarı çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Kullanılan fanın özelliklerinin yanı sıra dağıtım şebekesi ve şebekedeki kayıplar da bunda etkilidir. Bu sistemin ilk yatırım ve işletme maliyetinin yüksek olması özellikleri arasında yer alır.

Doğal havalandırma sistemlerinde ise isteyerek açılan bölümlerden sağlanan hava ile basınç farkından yararlanılarak hareket edilir. Açık pencere ya da kapıların yanı sıra isteyerek açılan havalandırma kanalları kullanılır. Hava akımı sayesinde de iç ortam havası dengelenir ve kirletici unsurların ortamdan uzaklaşması sağlanır.

Bina havalandırması sırasında kullanılabilen doğal yolların yanı sıra mekanik sistemlerin arasında belirgin faklar bulunur. Doğal hava akımı ile sağlanan bir havalandırma sistemi dış ortamdaki toz ve kir gibi unsurların da tekrar içeriye alınmasına zemin yaratabilir. Bunun yanı sıra mekanik sistemlerin sahip olduğu özellikler nedeni ile farklı koşulları kullanıcılara sunduğu görülmektedir.

Mekanik olarak devreye sokulan havalandırma sistemleri binalar açısından istenilen konforlu bir ortamın yakalanmasında ve bu alanları kullananların sağlıklı ortamlarda bulunmasında etkilidir. Mühendislik biliminin çalışmaları ile mekanik havalandırma sistemleri de çeşitlenmektedir.

Mekanik sistemler sayesinde temiz havanın gerekli miktarda uygun zaman aralığında ve ihtiyaç duyulan ortama verilmesi kolaylaşır. Bu çalışmaların doğal bir sonucu olarak da enerji tasarrufu sağlanırken bina içindeki hava kalitesinin de optimizasyonu sağlanmış olur.

Call Now Button